AHMEDO’NUN ÖYKÜSÜ

 Ahmedo'nun Öyküsü

Süleyman Özerol Urfa 1977
Saygıdeğer Süleyman Özerol Bey,

Size “Ahmedo’nun Öyküsü” adlı şiirimi gönderiyorum.
Şiiri değerli şahsınıza ithaf ettim. Şiirde Ahmedo’nun hikâyesinden hareketle; Anadolu insanının yoksulluğunu, gurbetini, acısını, dilini ve özellikle annelerin taşıdığı o büyük hayat yükünü, halk anlatısına ve sözlü kültüre yaslanan bir söyleyişle anlatmaya çalıştım, çalıştım diyorum çünkü ne ölçüde becerebildim doğrusu bilemiyorum.
Halk türkülerine, derleme çalışmalarına, araştırmalarınıza ve kültürel belleğin yaşatılmasına verdiğiniz emeği düşündüğümde, bu şiirin size ait bir yere değdiğini hissettim. Özellikle Urfa’da geçen öğretmenlik yıllarınızın da bu ithafın anlamını benim için ayrıca güçlendirdiğini söylemek isterim.
Selam ve saygılarımla…

Hakan MERİÇ

AHMEDO’NUN ÖYKÜSÜ

Süleyman Özerol’a…

kırk kapıdan kırk kez geçmiş de
öyle doğurmuş anosu onu;
Ahmedo’sunu
eşiğinde yokluğun.

ve doğar doğmaz
kader bu ya!
keder atlasında yuğmuş yüzünü.

sonra
bu onulmaz
sür-git ağıtlar coğrafyasında
ah ile emzirmiş sütünü!

fakat
unutmamış anosu
unutmamış gatında şehadet ettiği
mil çekilmiş sineleri
üç öğün sokmuş da kursağından öfkeyi
tokça seslemiş
Ahmedo’sunun kulağına ninniyi.

babo nedir hiç bilmemiş Ahmedo
“göçtü” demişler bes
göçtü gitti bir gün,
alaman sevdasına,
gavurun memleketine ansızın.

ve ne vakit
açılsa lakırdı babosundan
gızarmış hep anosu yerine
Ahmedo’nun ciddosu;
dermiş ki:

“imanı mı olur heç allahsızın?”

bilmezmiş
gaç gış
gaç gıyamet
gaç mevsim gelip geçivermiş de
düşürmemiş yadın dölünü
düşürmemiş bir daha garnına
Ahmedo’nun anosu
ve Mısır’da kıtlığın ortasında yaşar gibi yaşamışlar
yedi gardaş ile dört abosu.

te, tevellütten beri
yâren bellemiş hêstiri ömrüne
ve kan revan içinde basmış da bağrına
öyle dağlamış, öyle dağlamış ki
‘kurt nasıl büyütürse yavrusunu’
anosu da öyle büyütmüş Ahmedo’sunu.

aha, ne bir eksik ne bir fazla!
böyle dillerdi Ahmedo
“anom” derdi, “anom”
ne ele muthaç etti
ne sele verdi
tam yedi gardaş, dört abom
gözyaşıyla besledi bizi.

oy, o yurdum gibi
elleri öpülesi anom.


Hakan MERİÇ
Yalıkavak, 4 Ekim 2026

*Hêstir: Gözyaşı
*Bes: Sadece
* Fotoğraf: Süleyman Özerol, Urfa 1977

Yorumlar

  1. Vallahi çok etkilendim, yerel/otantik/ruhsallık/ yaşam/gurbet//dil/ kültür ve daha önemlisi tüm bunların ve daha ötesine şiirsellikten ödün vermeden dile getirilmesi bir nevi çığır açma hali, beni alıp götürdü, çok yerlere,şeylere.Tebrik ediyorum, selamlar. (M. Mırsal)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler...
      Hakan Meriç ile Muammer Hacıoğlu'ndan dolayı tanıştık. Şiirini de benim çalışmalarımı okuyunca yazarak adamış. Kendisine teşekkür ediyorum.
      Anayasso şiiri 1968 yılında Şemsi Belli tarafından yazıldı. O zaman öğrenciydim ve ezberlemiştim. Şimdi bazı dizeleri aklımda. Hakan Meriç de yerel dili kullanmış...
      Selamlar...

      Sil
  2. Malatya Hekimhan'ın bir dağ köyü olan Ballıkayalı ve Urfa'da dokuz yıl (1972-1981) öğretmenlik yapmış bir birey olarak Doğu ve Güneydoğu insanının yaşamını oldukça iyi biçimde bildiğimi belirtmeliyim.
    Şemsi Belli, Bekir Yıldız, Fikret Otyam... Yalnızca bunlar değil, ancak ilk üç dersem; bunlar benim bu bölgeleri daha iyi öğrenmemde örnek aldığım yazarlar.
    Çok yönlü hemşerim Şemsi Belli, Urfa aşığı Fikret Otyam, Urfa'yı yazınsal yönden en iyi dile getiren Bekir Yıldız...
    Anayasso şiiri 1968 yılında Şemsi Belli tarafından yazıldı. O zaman öğrenciydim ve ezberlemiştim. Şimdi bazı dizeleri aklımda. 'Sen Ağadan Gohirsn Lo', 'Dam Başında Üç Kişi', 'Zeyno' de daha nice şiirleri...
    Urfa'da Alevi köyü Kısas'a çok gez gelmiş olup, Harran, mayın, Kısas ve Urfa'nın pek çok değerleri ile ilgili kitaplarıyla Fikret Otyam...
    Akçadağ İlköğretmen Okulunda iken okumaya başladığım öykülerinde Urfa'yı anlatan, 18 köy sahibi ağalardan söz eden Bekir Yıldız...
    İnanmamıştım bu '18 köy'e. Ancak Urfa'ya gittiğimde 58 köyü olan ağalar olduğunu da öğrendim.
    Hakan Meriç'e duyarlılığı için teşekkürler...
    ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar