MEHMET ORHAN ve YÜREĞİMİN HARMANI
Mehmet Orhan ve 'Yüreğimin Harmanı'
Mehmet Orhan Kimdir?
Bu kitapta, toprağın kokusuyla yoğrulmuş, emekle, özlemle, dirençle ve sevdayla yazılmış şiirler bulacaksınız. Her dizesi yaşanmışlığın izini taşır. Kimi zaman bir dağın eteğinde yankılanan yalnızlık, kimi zaman bir annenin sofrasındaki sıcaklık, kimi zaman bir işçinin nasırlı ellerindeki alın teridir bu şiirler.
Çocukluğumun geçtiği köy yollarında, odun kırarken, dam sıvarken, traktörün rölantisinde, dağda arı peşinde koşarken biriktirdim kelimeleri. Babamın sert bakışlarından, annemin yorgun ama güleç ellerinden öğrendim hayata tutunmayı. Bu satırlar da işte o hayattan süzüldü, su gibi, bal gibi, duman gibi...
Yazarken ne sadece kendimi anlattım ne de yalnızca geçmişi andım. Her şiir, bu topraklardan geçen herkesin hikâyesinden bir parça taşıyor. Çünkü biz, aynı dağın yeliyle serinledik, aynı acının içine ekmek doğradık.
Sayfaları çevirirken belki bir köy sabahını duyacaksınız, belki bir sevdanın iç yakan türküsünü. Ama her şeyden önce; yüreğinize dokunan gerçek, sıcak ve özgün bir ses bulacaksınız.
Bu şiirler, dünyaya, insanlara, adalete, özgürlüğe, hayata ve hatta kendimize sesleniştir. Nazım Hikmet’in umut dolu kalemiyle, Deniz Gezmiş’in direnişiyle, çağrısıyla harmanlanmış bir bakış açısını taşır.
Her şiirde bir haykırış, bir isyan, bir barış özlemi gizlidir.
Gurbetin hüznü, yaşamın zorlukları, insanın direnci, adalet arayışı…
Bu kitap, sesi çıkmayanların, unutulanların, çaresizlerin sözcüsüdür.
Okuyucu, bu dizelerde hem kendini hem dünyayı yeniden düşünecek, içindeki ateşi hissedecektir.
Bu satırlar, Mehmet Orhan’ın kalbinden sizin yüreğinize gitsin diye yazıldı.
İstanbul, Eylül 2025
Mehmet Orhan Kimdir?
9 Mart 1959 tarihinde Malatya Arguvan ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1978 yılında Kara Harp Okulu sınavına girdi. Ülke genelinde 30. Malatya’da birinci oldu. Ancak görme engeli nedeniyle askerlik hayali yarıda kaldı. O günden sonra toprağa, arıya, bağa, bahçeye daha sıkı bağlanarak tarla tarımı ve bağ bahçe üzerine çiftçi olarak geçimini sağladı.
1980 yılında İzmir Bornova ve İstanbul 2. Zırhlı Topçu Tugayında 18 ay askerliğini tamamladı.
Evli ve üç çocuk babasıdır. Emekli olup halen arıcılık yapmaktadır. Bundan dolayı Balcı Mehmet adıyla tanınır. Arguvan’da ve İstanbul’da yaşamını sürdürüyor.
Tanıdığı şair dostları İsmail Tosun ve Kazım Kılıç ile olan dostluklarından ilham aldı. Ailesi ve çevresinin ilgi göstermesi yazma azmini kamçıladı. 1984-1989 yılları arasında şiir yazmaya başladı. Şiirlerinde doğa, çile, emek, duygu, yaratılış, yardımlaşma, birlik ve barış içinde yaşama konularına yer verdi.
‘Şiirleri Süsleyen Arı’ ve ‘Anam’ şiirleri Ankara Kazan’da TKV Vakfı’nın çıkardığı dergide yayınlandı. Uzun bir aradan sonra 2025 yılında yeniden yazmaya başladı.
Sanatıyla gelecek kuşaklara yaşadığımız dönemin derin hayat çizgisini, kültürünü ve özünü taşıyan kalıcı eserler bırakmak istiyor. Bu amaçla ilk kitabı ‘Yüreğimin Harmanı’nı siz okurlarına sundu.
1980 yılında İzmir Bornova ve İstanbul 2. Zırhlı Topçu Tugayında 18 ay askerliğini tamamladı.
Evli ve üç çocuk babasıdır. Emekli olup halen arıcılık yapmaktadır. Bundan dolayı Balcı Mehmet adıyla tanınır. Arguvan’da ve İstanbul’da yaşamını sürdürüyor.
Tanıdığı şair dostları İsmail Tosun ve Kazım Kılıç ile olan dostluklarından ilham aldı. Ailesi ve çevresinin ilgi göstermesi yazma azmini kamçıladı. 1984-1989 yılları arasında şiir yazmaya başladı. Şiirlerinde doğa, çile, emek, duygu, yaratılış, yardımlaşma, birlik ve barış içinde yaşama konularına yer verdi.
‘Şiirleri Süsleyen Arı’ ve ‘Anam’ şiirleri Ankara Kazan’da TKV Vakfı’nın çıkardığı dergide yayınlandı. Uzun bir aradan sonra 2025 yılında yeniden yazmaya başladı.
Sanatıyla gelecek kuşaklara yaşadığımız dönemin derin hayat çizgisini, kültürünü ve özünü taşıyan kalıcı eserler bırakmak istiyor. Bu amaçla ilk kitabı ‘Yüreğimin Harmanı’nı siz okurlarına sundu.
Kendi Kaleminden Yüreğimin Harmanı
Bu kitapta, toprağın kokusuyla yoğrulmuş, emekle, özlemle, dirençle ve sevdayla yazılmış şiirler bulacaksınız. Her dizesi yaşanmışlığın izini taşır. Kimi zaman bir dağın eteğinde yankılanan yalnızlık, kimi zaman bir annenin sofrasındaki sıcaklık, kimi zaman bir işçinin nasırlı ellerindeki alın teridir bu şiirler.
Çocukluğumun geçtiği köy yollarında, odun kırarken, dam sıvarken, traktörün rölantisinde, dağda arı peşinde koşarken biriktirdim kelimeleri. Babamın sert bakışlarından, annemin yorgun ama güleç ellerinden öğrendim hayata tutunmayı. Bu satırlar da işte o hayattan süzüldü, su gibi, bal gibi, duman gibi...
Yazarken ne sadece kendimi anlattım ne de yalnızca geçmişi andım. Her şiir, bu topraklardan geçen herkesin hikâyesinden bir parça taşıyor. Çünkü biz, aynı dağın yeliyle serinledik, aynı acının içine ekmek doğradık.
Sayfaları çevirirken belki bir köy sabahını duyacaksınız, belki bir sevdanın iç yakan türküsünü. Ama her şeyden önce; yüreğinize dokunan gerçek, sıcak ve özgün bir ses bulacaksınız.
Bu şiirler, dünyaya, insanlara, adalete, özgürlüğe, hayata ve hatta kendimize sesleniştir. Nazım Hikmet’in umut dolu kalemiyle, Deniz Gezmiş’in direnişiyle, çağrısıyla harmanlanmış bir bakış açısını taşır.
Her şiirde bir haykırış, bir isyan, bir barış özlemi gizlidir.
Gurbetin hüznü, yaşamın zorlukları, insanın direnci, adalet arayışı…
Bu kitap, sesi çıkmayanların, unutulanların, çaresizlerin sözcüsüdür.
Okuyucu, bu dizelerde hem kendini hem dünyayı yeniden düşünecek, içindeki ateşi hissedecektir.
Bu satırlar, Mehmet Orhan’ın kalbinden sizin yüreğinize gitsin diye yazıldı.
İstanbul, Eylül 2025




Yorumlar
Yorum Gönder